28 Ocak 2017 Cumartesi

Aldatma Diyaloğu

-Hiç aldattın mı?
+Ben aldatmam.
-Neden?
+Aldatmak yanlış bir şey. Bunu herkes bilir.
-Peki kendini de mi hiç aldatmadın?
+Nasıl yani?
-Aldatmak dediğin en basit haliyle yalan söylemek değil mi? Hiç kendine yalan söylemedin mi? Kendini hiç kandırmadın mı?
+Yani yapmışımdır mutlaka. Her insan farkında olarak ya da olmadan, en azından hayatının bir döneminde kendini kandırmıştır.
-Başkasını aldatmak kendini aldatmaktan neden daha kötü olsun ki?
+Birinde başka bir insana zarar veriyorsun. Diğerinde kendine. Arada büyük bir fark var.
-Peki herhangi iki insan arasında herhangi bir nedenden ötürü, bu dini, dili, ırkı ve ya cinsiyeti olabilir, ayrımcılık yapar mısın?
+Hayır, asla!
-O zaman neden kendinle başka insanlar arasında ayrımcılık yapıyorsun? Başkalarına yalan söylememe ya da onları incitmeme konusunda bu kadar kararlıysan kendinle ilgili de aynı kararlılığı sergilemen gerekir. Başkalarına yalan söylememek, birine iyi bir dost-eş-kardeş-ebeveyn olmak kolay bir şey. Zor olan kendine ne kadar iyi bir arkadaş olduğun. Kendine karşı ne kadar dürüst olabildiğin. Çünkü bu dünyada en acımasız arkadaş da, en zalim anne de, en hırslı öğretmen de insanın kendisidir. Kendinle yüzleşebildiğin noktada iyi bir insan olma yolunda adım atmaya hazırsın demektir. Kendine karşı üç kağıtçı olan biri istediği kadar diğer insanlara karşı melek olsun, özünde hiçbir zaman iyi ve tam bir insan olamaz.

20 Ocak 2017 Cuma

Mutluluk Diyaloğu

-Seni mutlu eden şey neyse onu yapmalısın.
+Mutluluğu bulmak neden bu kadar önemli?
-Eğer mutlu olamayacaksak bu hayatın başka ne anlamı kalır ki?
+Sen mutlu musun?
-Bazen.
+Çoğunlukla mutsuzsun yani.
-Evet öyle de denebilir.
+Neden yaşıyorsun peki?
-Nasıl yani?
+Madem çoğunlukla mutsuzsun, yaşamaya neden devam ediyorsun?
-Başka ne yapabilirim ki? Elimden geldiğince mutluluğu yakalamaya çalışıyorum. Kim bilir belki bir gün bunu başarırım. Ama şuan yaşamıma son vermek demek bu ihtimali tamamen yok etmek demek olur.
+Peki ya mutluluk hiçbir zaman erişemeyeceğimiz bir şey ise? O zaman hayata atfettiğin bütün anlamlar yıkılmış olmaz mı? Hayat yalnızca Tanrı’nın, evrenin ya da her neye inanıyorsan senin için belirlediği süreyi doldurmak için geçirdiğin günlerden ibaret olmaz mı?
-Söylediğin şey tüm insanlığı kapsayan bir tanım. O zaman dünyada gerçek anlamda o mutluluğu bulabilmiş kimse olmaması gerekirdi. Diyelim ki durum gerçekten senin söylediğin gibi. O zaman mutlu olan ve hayatını huzur içinde sürdüren insanları nasıl açıklayacağız?
+Gerçek mutluluktan bahsediyorum ben. Gerçek duygulardan. Bize öğretilen sahte duygumsu şeylerden değil. Dünyayı avuçlarının içine almış, bize neyin doğru neyin yanlış olduğunu söyleyen bir iblis var. Neyle mutlu olacağımızı, neyin acı vereceğini, ulaşılabilecek en mükemmel halin ne olduğunu anlatıp duruyor. Büyük bahçeli pembe panjurlu evlerden, son model arabalardan, yakışıklı/güzel bir eşten ve ona benzeyen çocuklardan söz ediyor. Buna sahip olan herkes de sonunda o ‘mükemmel’ mutluluğa eriştiği sanrısından bir türlü kurtulamıyor. Evet beni mutlu edecek şey neyse onu yapmalıyım. Ama insan tüm bu kaosun içinde neyin gerçek neyin sahte olduğunun ayırdına nasıl varabilir? Sahip olduğumuzu sandığımız her şey birer yanılsama aslında. Gerçeğe ulaşmak iddialı ve bir o kadar da imkansıza yakın bir şey.
-Söylediklerini anladığımı düşünüyorum. Ama tarif ettiklerinin içinde bu hayatta gerçek mutluluğun olmadığına dair bir cümle yoktu. Zorluğundan bahsediyorsun ama imkansız demiyorsun. Haksız mıyım?
+İmkansıza bu kadar yakın bir şeyi imkansızla aynı kefeye koymak çok da yanlış bir hareket değil bence..
-İmkansız demek asla ulaşılamayacak demek. Ama imkansızdan bir adım bile uzaksa bu çok küçük bir ihtimal dahi olsa ulaşılabilir demektir. Ve ben şansımı deneyeceğim. Başka ne yapabiliriz ki...

19 Ocak 2017 Perşembe

Merhaba Ya Da Hoşçakalın

Melankoli ve major depresyon belirtileri fışkıran blogun şifresini kaybettiğimiz için buradan yeni bir sayfa açmış bulunuyoruz. "Daha neşeli bir şeyler yapsan ya ama!" önerileri oldukça fazla geldi ama ruhumuz ölmüş bizim arkadaşım istesek de o kadar neşeli olamayız burada. Yanlış anlaşılma olmasın yani depresyonun karanlık sularında boğulan bir halimiz yok, şimdilik en azından. Şaka şaka. İstesek de o kuyuya sürüklenemeyenlerdeniz biz. Biz derken de kafalarda bir takım sorular oluyor. Aslında klavyenin başında tek bir insan var ama biraz manik depresifim ben. O yüzden kendimi ikiye ayırıyorum manik ben ve depresif ben. Şuan ikisi adına da konuştuğumdan ötürü 'biz' diyorum.

Bir de madem adımızı Kaleidoscope koyduk o zaman şarkımızı da buraya bırakmasak ayıp olur di mi?

https://open.spotify.com/track/7IX7VAXujvcZ3e1PG7sGP7

* Every morning a new arrival
  a joy, a depression, a meanness